Hekimin Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası

Hekimin Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası

Giriş

Hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası, 2010 yılında hukukumuzda zorunlu hale getirilmiş olup uygulamada önemli bir yere sahiptir. Hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası, hekimin hatalı tıbbi müdahalesi sonucunda hastada oluşan zararı teminat altına alan bir sigorta olup işbu çalışma kapsamında öncelikle tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluk koşulları ele alınarak hekimin bu sigorta türü kapsamında zarara sebebiyet veren hatalı tıbbi müdahalenin ne olduğu belirlenecek ve sonrasında hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası, tanımı, yasal dayanağı, kapsamı, sigortalının yükümlülükleri, rizikonun gerçekleşme anı ve sigortacıya başvuru ile teminat kapsamı dışındaki haller başlıkları altında ele alınarak kapsamlı bir şekilde incelenecektir.

1. Tıbbi Müdahalenin Hukuka Uygunluk Koşulları

Doktrinde tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğunun dört temel koşulu olduğu kabul edilmektedir. Bu koşullardan birinin dahi yokluğu hekimin hatalı tıbbi müdahalesi, yani malpraktisi olarak adlandırılmaktadır. Bu dört koşul: Müdahalenin hekim tarafından yapılması, aydınlatma ve rıza, zorunluluk ve müdahalenin özenli bir şekilde yapılmasıdır. Bu dört koşulun temelini temel hak ve özgürlükler oluşturmakta ve farklı sorumluluk alanlarına göre farklı şekillerde yorumlanmaktadır.

1.1.Müdahalenin Hekim Tarafından Yapılması

Bu koşul açıkça 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 1. ve ek 13. Maddelerinde yer almaktadır. Hekime, tıbbi müdahale yapma yetkisini veren 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 1. Maddesidir:

Madde 1:

“Türkiye Cumhuriyeti dahilinde tababet icra ve herhangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için Türkiye Darülfünunu Tıp Fakültesinden diploma sahibi olmak ve Türk bulunmak şarttır.”

Aynı Kanun’un ek 13. maddesinde de tabipler ve diş tabipleri dışında kimsenin tıbbi müdahale yapamayacağı düzenlenmiştir.

Ek Madde 13:

Tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık meslek mensupları hastalıklarla ilgili doğrudan teşhiste bulunarak tedavi planlayamaz ve reçete yazamaz.”

1219 Sayılı Kanun’un yukarıdaki maddelerine bakıldığında tıbbi müdahalede bulunma yetkisinin yalnızca hekimlere verildiğini görmekteyiz. Maddenin mefhum-u muhalifinden tıbbi müdahalenin hekim dışında bir sağlık personeli tarafından yapılmasının hukuka aykırılık oluşturacağı sonucuna varılmaktadır. Uzmanlık şartına ilişkin de tek düzenleme 1219 Sayılı Kanun 23. Maddesidir. Bu maddeye göre yalnızca büyük ameliyeler için uzmanlık şartı aramaktadır. Hekimin uzmanlığının, mali sorumluluk sigortası açısından önemi, hekimin uzmanlık alanı olmayan bir alanda acil müdahalede bulunmasının veya uzmanlığı acil tıp olmayan bir hekimin acil müdahalelerde bulunmasının sigorta kapsamında olup olmadığı sorunudur.

1.2. Aydınlatma ve Rıza

Aydınlatma ve rıza kavramları temelini Anayasa’nın 17. Maddesinden almaktadır. Anılan madde şu şekildedir: “Herkes maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” Bu maddeden yola çıkarak kişinin kendi vücudunda yapılacak tıbbi müdahalelere onay verip vermemekte veya tedaviyi reddedip reddetmemekte özgür olduğu sonucuna varmaktayız. Fakat, kişinin bu onayı verebilmesi için vücuduna yapılacak müdahaleyi, tüm riskleriyle birlikte tam ve doğru bir şekilde bilmesi gereklidir. Vücuduna yapılacak müdahaleyi tam olarak bilmeyen bir kişinin rızasının hukuka uygun bir rıza olduğundan bahsedebilmek mümkün değildir. Rıza koşulunu Türk Ceza Kanunu’nun 26. maddesinde yer alan ilgilinin rızası kapsamında da değerlendirilmektedir. Anılan hüküm şu şekildedir: “Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez. Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.”. Esasen vücut bütünlüğünün dokunulmazlığının ihlali niteliğinde olan ve kasten yaralama suçunun tanımına uyan tıbbi müdahaleler kişinin rızası ile hukuka uygun hale gelmekte ve cezalandırılmamaktadır.

1.3. Zorunluluk

Zorunluluk koşulunun temeli de yine Anayasa’nın 17. maddesidir. Bu maddeye göre “Tıbbi zorunluluklar dışında kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamaz.” Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 13. Maddesinin 3. Fıkrası da “Tabip ve diş tabibi; teşhis, tedavi veya korunmak gayesi olmaksızın, hastanın arzusuna uyarak veya diğer sebeplerle, akli veya bedeni mukavemetini azaltacak herhangi bir şey yapamaz.” Şeklindeki düzenleme ile hekimlere ve diş hekimlerine teşhis ve tedavi maksadı haricinde tıbbi müdahale yapmayı yasaklamaktadır. Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 12. Maddesinde de tıbbi gereklilikler dışında kişinin vücuduna müdahale bir yasak olarak düzenlenmiştir. Tıbbi zorunluluk olmadan yapılan müdahaleler sigorta teminatı kapsamında yer almamaktadır. Konuya ilişkin detaylı açıklama ilgili bölümde yapılacaktır.

1.4. Özenli Müdahale

Sorumluluk sigortası kapsamında da hekimin malpraktis kavramı özen noktasında toplanmaktadır ve çoğunlukla da sigorta teminatı kapsamında hekimin hastaya verdiği zarar özen yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmektedir. Bu yükümlülük somut olaylarda hasta ve hekim arasındaki vekalet sözleşmesine dayandırılmaktadır. Ceza hukukunda hekimin özen yükümlülüğüne aykırı davranışı hekimin taksirli sorumluluğunu oluşturmakta; idare hukukunda ise zararın direkt muhatabı hekim olmamakla birlikte, hizmet kusurundan dolayı zararı tazmin eden davalı idare, tazmin etmiş olduğu zararı hekime rücu ederken bu yükümlülüğe aykırılık durumunu da göz önünde bulundurmaktadır. İdare hukukunda, hekimin mali sorumluluk sigortası, zarar idare tarafından hekime rücu edilirken gündeme gelmektedir. İdarenin zararı sorumluya rücu etme hakkı Anayasa’nın 40. ve 129. Maddelerinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 40. Maddesine göre “Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” ve 129. Maddesine göre de “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.”

2. Hekimin Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası

2.1. Yasal Dayanak

Hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası, 2010 yılında 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a eklenen ek 12. Madde ile hukukumuzda zorunlu hale getirilmiştir. Bu zorunlu sigorta türüne dair özel düzenlemelerin yapıldığı madde de bu maddedir:

“Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır. Bu sigorta priminin yarısı kendileri tarafından, diğer yarısı döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermayeden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçelerinden ödenir.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama sebebi ile kişilere verebilecekleri zararlar ile bu sebeple kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.

Zorunlu mesleki malî sorumluluk sigortası, mesleklerini serbest olarak icra edenlerin kendileri, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için ilgili özel sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yaptırılır.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanların sigorta primlerinin yarısı kendileri tarafından, yarısı istihdam edenlerce ödenir. İstihdam edenlerce ilgili sağlık çalışanı için ödenen sigorta primi, hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde çalışanın maaş ve sair malî haklarından kesilemez, buna ilişkin hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamaz.

Zorunlu sigortalara ilişkin teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.

Bu maddedeki zorunlu sigortaları yaptırmayanlara, mülki idare amirince sigortası yaptırılmayan her kişi için beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir.”

İşbu madde ile hekimlerin tıbbi kötü uygulamalar sonucunda verecekleri muhtemel zararlar sigorta altına alınmaktadır. Yani bu duruma kısaca malpraktis sigortası demek de mümkündür.

1219 sayılı Kanun dışında uygulamada konuya ilişkin düzenlemelerin yer aldığı temel dayanak, 21.07.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 27648 sayılı tebliğde yer alan “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları”dır. Bir sonraki bölümlerde de görülebileceği üzere hekimin mali sorumluluk sigortasına dair çoğu düzenleme genel şartlarda yer almaktadır.

2.2. Kapsamı

Bir önceki bölümde de bahsedildiği üzere bu sigorta türüne ilişkin çoğu düzenleme 27648 Sayılı Sigorta Genel Şartları’nda yer almaktadır. Bu şartların Sigortanın Kapsamı başlıklı ilk bölümünün A1 maddesinde sigortanın kapsamı düzenlenmiştir:

“Serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine, bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlar. Ancak on yıllık dönemin başlangıcı 30 Temmuz 2009’u geçemez ve bir aydan fazla sigortasız kalınan dönemlerde meydana gelen olaylara bağlı olarak sigortalı dönemlerde yapılan ihbarlar için sigorta koruması yoktur.

Sigortalının mesleki faaliyete son vermesi halinde, birinci paragraftaki teminata ek olarak, son sigorta sözleşmesi dönemindeki mesleki faaliyetinden dolayı sözleşmenin bitiş tarihinden iki yıl sonrasına kadar ortaya çıkabilecek talepler de teminat dahilindedir.

Bu sigorta, sigortalının savunmasını üstlenen avukata ilişkin harcamaları Genel Şartların Sigortalıya Yardım başlıklı B.3.4 maddesi kapsamında temin eder.

Bu sigorta sözleşmesi Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimatının 9, 10 ve 11 inci maddeleri çerçevesinde sigortalının tüm mesleki faaliyetini kapsar. Poliçede mesleki faaliyetin yerinin belirtilmemesi veya eksik belirtilmiş olması poliçe kapsamını etkilemez.

Bu Genel Şartların uygulamasında kamu sağlık kurum ve kuruluşları 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlar nezdindeki sağlık kuruluşlarını kapsar. Kamu sağlık kurum ve kuruluşları için tümünü kapsayacak tek poliçe düzenlenir. Bu kuruluşlar bünyesinde görevli sigortalının naklen atama, geçici görevlendirme ve sair sebeplerle anılan kuruluşlar içinde mesleğini yürütmesi halinde ilave sözleşme düzenlenmez veya prim talep edilmez.

Bu poliçe, kamu sağlık kurum ve kuruluşunda çalışan sigortalının kendi görev yeri ve branşı dışında da olsa ilgili mevzuat çerçevesinde görevlendirildiği yer ve branşlardaki faaliyetlerini de ilave sözleşme düzenlenmeksizin veya prim tahsil edilmeksizin kapsar.

Ayrıca, ilgili mevzuat uyarınca, aile hekimlerinin acil sağlık hizmeti sunmak üzere görevlendirilmeleri durumunda sigortalının mevcut poliçesi, söz konusu mesleki faaliyetleri ilave sözleşme düzenlenmeksizin veya prim tahsil edilmeksizin kapsar.

Buna ek olarak, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan ve mesleklerini serbest olarak icra eden sigortalıların kendi görev yeri ve branşı dışında da olsa ilgili mevzuat çerçevesinde kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşları ile bu kurum ve kuruluşların bağlı, ilgili veya ilişkili birimlerinde pandemi sebebiyle görevlendirilmeleri nedeniyle yürüttükleri faaliyetleri, ilave sözleşme düzenlenmeksizin veya prim tahsil edilmeksizin poliçenin kapsamına dahildir.”

Sözleşmenin kapsamı hükümlerinde dikkat çeken bazı önemli düzenlemeler vardır:

· Sigortanın kapsamı: 30 Temmuz 2009 tarihinden başlamak üzere sözleşmenin kurulduğu tarihten on yıl öncesini de kapsayacaktır. Yani bu durumda sigortanın, geriye etkili olduğunu söyleyebiliriz.

· Hekimin branşı dışında görevlendirildiği yerlerde de sigortasının ilave prim ödemeksizin geçerli olmasıdır. Bu noktada, Resmi Gazete’de aynı sayı ile yayınlanan tebliğler içerisinde yer alan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimatı’nın ekinde yer alan Risk Grupları Tablosuna göre örneğin 3. Risk grubunda yer alan bir uzman hekim daha riskli grupta yer alan acil serviste görevlendirildiğinde buradaki faaliyetleri de ek prim ödemeden sigortası kapsamında olacaktır.

· Doktrinde, hekimin yolda karşılaştığı kaza gibi acil durumlardaki müdahalelerinin de sigorta kapsamında olduğu görüşü savunulmaktadır.[1] Nitekim, sorumluluk sigortası genel şartlarında yer alan teminat dışı haller içerisinde ilk yardım ve acil durum müdahalelerinin teminat dışında olmadığı açıkça belirtilmiştir.

Görevlendirme konusuyla ilgili son zamanlarda gündeme gelebilecek bir diğer husus da Covid-19 salgını nedeniyle görev yeri dışında başka bir birimde görevlendirilen hekimin müdahalelerinin sigorta kapsamında olup olmadığı konusudur. Doktrinde Hakeri[2] tarafından bu kapsamdaki görevlendirmelerin de sigorta kapsamında olduğu belirtilmiştir. Nitekim bu sonuca yukarıda anılan hükümde yer alan: “Bu poliçe, kamu sağlık kurum ve kuruluşunda çalışan sigortalının kendi görev yeri ve branşı dışında da olsa ilgili mevzuat çerçevesinde görevlendirildiği yer ve branşlardaki faaliyetlerini de ilave sözleşme düzenlenmeksizin veya prim tahsil edilmeksizin kapsar… Buna ek olarak, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan ve mesleklerini serbest olarak icra eden sigortalıların kendi görev yeri ve branşı dışında da olsa ilgili mevzuat çerçevesinde kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşları ile bu kurum ve kuruluşların bağlı, ilgili veya ilişkili birimlerinde pandemi sebebiyle görevlendirilmeleri nedeniyle yürüttükleri faaliyetleri, ilave sözleşme düzenlenmeksizin veya prim tahsil edilmeksizin poliçenin kapsamına dahildir.” İfadelerinden de ulaşılmaktadır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus özel hastanelerde çalışan hekimler açısından yalnızca pandemi sebebiyle kamu kurum kuruluşlarında görevlendirmelerinin sigorta kapsamında olacağıdır. Yani özel hastanede bu sebeple başka bir branşta çalıştırılması sigorta kapsamında olmayacaktır.

2.3. Teminat Kapsamı Dışındaki Haller

Sigorta teminatı dışında kalan haller Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.3. maddesinde ve ayrıca Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu başlığı altında 2. Maddede düzenlenmektedir. Bu iki hükmün birlikte okunması gerekmektedir:

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.3. Teminat Dışında Kalan Haller:

“Aşağıdaki hâller teminat kapsamı dışındadır:

a) Sigortalının, poliçe kapsamında yer alan ve sınırları hukuk kuralları veya etik kurallar ile tespit edilen mesleki faaliyeti dışındaki faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri.

b) İnsani görevin yerine getirilmesi hariç, sigortalının, poliçe kapsamındaki kuruluşların sorumluluk alanı dışındaki faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri.

c) İdarî ve adlî para cezaları dahil her tür ceza ve cezai şartlar.

ç) İlgili mevzuatla belirlenen çerçevede tıbbi mesleki faaliyet gereği yapılanlar hariç her türlü deneyden kaynaklanan tazminat talepleri.”

Meslekı̇ Sorumluluk Sı̇gortası Genel Şartları Hekı̇m Meslekı̇ Sorumluluk Sı̇gortası Klozu II. Teminat Dışında Kalan Tazminat Halleri:

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.3. Teminat Dışında Kalan Haller” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla;

1. Ruhsatlı bir sağlık kurum veya kuruluşunda ve acil haller dışında yapılmadığı ve usulünce yetki verilmiş bir anestezi uzmanı gözetimi altında olmadığı sürece, diş hekimleri ve cerrahlar tarafından genel anestezi uygulanmasından kaynaklanan tazminat talepleri,

2. İlk yardım ve acil müdahale hariç olmak üzere, meslekten geçici yasaklanılan dönem içinde verilen her tür tedavi ve sağlık hizmetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri,

3. İlk yardım veya acil yardım hizmetlerinin sunulduğu yerlerde, yeterli ve gerekli ekipman ile teçhizatın sigortalının kişisel kusuru ile bulundurulmamasından kaynaklanan tazminat talepleri,

4. Tıbbi amaçlı kullanım dışında, radyoaktif, zehirli, patlayıcı veya herhangi bir patlayıcı nükleer bileşim veya bunun nükleer bir parçasının tehlikeli özellikleri sebebiyle talep edilen tazminat talepleri,

5. Tıbbi amaçlı kullanım dışında, diethylstibesterol (DES), dioxin, urea formaldehyde, asbest, asbestli ürünler veya asbest içeren ürünlerin kullanımından kaynaklanan her tür hastalık (kanser dahil) veya asbestten kaynaklanan bütün tazminat talepleri, teminat dışındadır.

Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin özel genel şartlarda teminat dışı haller daha kısa düzenlenmiş iken mesleki sorumluluk sigortası genel şartlarında hekimin mesleki sorumluluk sigortası kapsamında olmayan haller daha kapsamlı düzenlenmektedir. Genel sorumluluk sigortasında hekim meslekten yasaklı olsa dahi ilk yardım ve acil hizmetlerinin teminat kapsamında olduğu belirtilmiştir. Benzer bir düzenleme tıbbi kötü uygulamaya ilişkin sigortanın genel şartlarında İnsani görevin yerine getirilmesi hariç ifadeleri ile yer almaktadır. Bunun dışında, teminat dışı hallerde dikkat çeken bir diğer durum ise idari ve adli para cezaları olmak üzere her türlü ceza ve cezai şartlardır.

Teminat dışında kalan haller dışında sigortacının, sigortalıya rücu hakkının olduğu durumlar da genel şartların B.6 maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

“Sigorta ettirene başlıca şu nedenlerle rücu edilir:

a) Mesleki faaliyetin ifası sırasında sigortalı tarafından kasten sebep olunan her tür olay ile davranışları,

b) Sigortalı veya çalıştırdığı kişilerin, poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken alkol, uyuşturucu ya da narkotik maddelerin tesiri altında bulunması sonucunda meydana gelen olaylar,

c) Sigortalının talebi üzerine zeyilname yapılması gereken durumlarda sigortalının bu talepte bulunmaması halinde ödenen tazminatın eksik prim oranına denk gelen kısmı sigortalıya rücu edilir.”

Bu hükme göre sigortalının kasten vermiş olduğu zararlar ve tıbbi müdahale sırasında ayırtım gücünün alkol veya uyuşturucu ile kısıtlandığı durumlar sigorta teminatı kapsamında olmayacaktır.

2.4. Sigorta Ettirenin Yükümlülükleri

Sigorta ettirenin, yani hekimin kendisi ve özel hastane yönetiminin yükümlülükleri de teminatın ödenmesi açısından önemli olup bu yükümlülüklerin zamanında ya da hiç yerine getirilmemesi sonucunda sigortacının zarara uğraması halinde bu tutar sigorta ettirene rücu edilmektedir. Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda yer alan sigorta ettirenin yükümlülükleri şu şekildedir:

“Sigorta ettiren, aşağıdaki hususları yerine getirmekle yükümlüdür:

a) Haberdar olduğu andan itibaren rizikonun gerçekleştiğini derhal sigortacıya bildirmek,

b) Sigortalının sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirmek,

c) Sigorta sözleşmesi yokmuş gibi, imkanları ölçüsünde zararın önlenmesi, azaltılması ve artmasının önlenmesi için gerekli her türlü önlemi almak ve bu amaçla sigortacı tarafından verilecek mesleki faaliyet dışındaki sigortacılıkla ilgili makul talimatlara uymak,

ç) Sigortacının talebi üzerine, olayın ve zararın nedeni ile hangi hâl ve şartlar altında gerçekleştiğinin ve sonuçlarının tespitine; tazminat yükümlülüğü ve miktarı ile rücu hakkının kullanılmasına yarayacak, elde edilmesi mümkün bilgi ve belgeleri makul sürede vermek,

d) Zarardan dolayı, dava yolu ile veya başka yollarla bir tazminat talebi karşısında kaldığı veya aleyhine cezai kovuşturmaya geçildiği hâllerde, durumdan sigortacıyı derhal haberdar etmek ve tazminat talebine ve cezai kovuşturmaya ilişkin olarak almış olduğu ihbarname, davetiye ve benzeri tüm belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermek,

e) Sigorta konusu ile ilgili başka sigorta sözleşmesi varsa bunları sigortacıya bildirmek.”

Sigortalının zararı öğrendiği tarihte riziko gerçekleşmiş kabul edilir. Bu nedenle zarardan haberdar olan sigortalının bu durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmesi önemlidir. Bu bildirim yükümlülüğü dışında da 10 gün içerisinde sigortacının sorumluluğunu doğuracak olayların sigortacıya bildirilmesine yönelik yükümlülükler de yine bu hüküm içerisinde yer almaktadır.

Sigortacının da genel şartların B.3.4 maddesine göre sigortalıya yardım yükümlülüğü vardır. Buna göre: “Dava açılması halinde (idari davalar dahil), sigortalının ihbarı ile sigortacı takip ve idare etmek üzere davaya her aşamada dahil olur. Sigortacı dava sonucuna göre yargılama giderlerini ve avukatlık ücretlerini genel hükümler çerçevesinde ödemekle yükümlüdür. Şu kadar ki, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde öder. Sigortalı aleyhine cezai kovuşturmaya geçilmesi halinde, sanığın izni ile sigortacı da savunmaya iştirak eder. Bu takdirde, sigortacı yalnız seçtiği avukatın giderlerini öder.” Sigortacının, sigortalıya yardım yükümlülüğü sigortalıya karşı rizikoya ilişkin davalar ile sınırlıdır.

2.5. Rizikonun Gerçekleşme Anı ve Sigortacıya Başvuru

Rizikonun gerçekleşme anı, sigortalının farklı yıllarda farklı sigortacılar ile sigorta sözleşmesi imzalamış olması ihtimali açısından önemlidir. Rizikonun gerçekleşme anına ilişkin düzenleme genel şartlarının B.1 maddesinde yer almaktadır: “Sigorta sözleşmesinin konusuna ilişkin olarak sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan doğruya sigortacıya başvurduğu anda riziko gerçekleşmiş sayılır.”

Sigortalının zararın gerçekleştiği tarihteki sigorta poliçesi ile zararı öğrendiği tarihteki sigorta poliçelerinin farklı sigortacılara ait olması durumunda hangi sigortacıya başvurulacağı uygulamada büyük sorun yaratmaktadır. Doktrinde[3] zararı öğrendiği tarihteki mevcut sigorta şirketine başvurulacağı belirtilmektedir. Uygulamada en son tarihli sigorta şirketi husumeti kabul etmeyip, zararın oluştuğu tarihin sigorta şirketinin bu talebin muhatabı olduğu iddialarında bulunsa da ihbarın her iki sigorta şirketine de yapılması uygun olacaktır.

Genel şartların B.5 maddesine göre; zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir. Zarar görenin, doğrudan sigortacıya başvurduğu durumlarda görevli mahkemenin hangi mahkeme olacağı sorunu da uygulamada karşılaşılan durumlardandır. Doktrinde, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da mesleki amaçla sigorta yaptıranların tüketici kapsamında olmadığının belirtilmiş olması sebebiyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olacağı belirtilmiştir.[4]

Sonuç

Hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası 2010 yılında 1219 sayılı Kanun’a eklenen madde ile zorunlu hale getirilmiş ve bu sigorta türüne ait daha kapsamlı düzenlemeler de Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda yer almaktadır. Hekimin zorunlu mali sorumluluk sigortası, tıbbi kötü uygulama sonucu oluşan zararları, yani malpraktisi teminat altına almaktadır. Tıbbi müdahalenin hekim tarafından yapılması, aydınlatma ve rıza, tıbbi zorunluluk ve özenli müdahalede bulunmak şeklinde dört adet hukuka uygunluk koşulu vardır. Bu koşullardan birinin dahi eksik olması tıbbi müdahaleyi hukuka aykırı hale getirecek ve tıbbi kötü uygulamaya yol açacaktır. Hekimlerin mesleki mali sorumluluk sigortası ise bu kötü uygulamalar sonucunda oluşan zararlar sonucunda hekimin pasifini teminat altına alan bir zarar sigortasıdır.

 

KAYNAKÇA

Çınarlı S., Aykın A.C. (2016), Sağlık Personelinin Hukuki Sorumluluğu, Ankara: Seçkin.

Hakeri H. (2020), Tıp Hukuku (20. Baskı), Ankara: Seçkin Hukuk

Kara H. (2019), Yargıtay ve Hakem Kararlarına Göre Hekimin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, 3. Uluslararası Tıp Hukuku Kongresi Bildiriler Kitabı, Ankara: Adalet Yayınevi

Türker G. (2016), Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul: Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Yongalık A. (2018), Hekimlerin Mesleki Sorumluluk Sigortası, Sağlık ve Tıp Hukukunda Sorumluluk ve İnsan Hakları, Ankara: Seçkin Hukuk

 

 

 

[1] Hakeri H. (2020), Tıp Hukuku (20. Baskı), Ankara: Seçkin., sf.1128

[2] Hakeri H.(2020), sf. 1132

[3] Kara H. (2019), Yargıtay ve Hakem Kararlarına Göre Hekimin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, 3. Uluslararası Tıp Hukuku Kongresi Bildiriler Kitabı, Ankara: Adalet Yayınevi, sf.732; Hakeri H. (2020), sf.1127

[4] Kara H. (2019), sf.730